''acilen 2-3 Bin Yoğun Bakımcıya İhtiyacımız Var''
ADANA (A.A) - Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kaya Yorgancı, Türkiye'de yoğun bakım eğitimi almış hekim ve hemşire sayısının çok az olduğunu belirterek, ''Acilen 2-3 bin yoğun bakımcıya ihtiyacımız var'' dedi. Dahili ve Cerrahi Bilimler Yoğun Bakım Derneğince Başkent, Çukurova ve Mersin üniversitelerinin katkılarıyla bu yıl 5'incisi düzenlenen Ulusal Dahili ve Cerrahi Bilimler Yoğun Bakım Kongresi, Adana HiltonSA Oteli'nde başladı.
AA - 20.11.2008 14:46
Haberin Devamı >>
|
Son Dakika Haberler
- Ahmet Çakır - Haftaya Gs-Fb Bayramı Var, Biliyor Musunuz?
Sıfır girizgahla doğrudan mevzuya dalıyorum: Haftaya GS-FB bayramı var! 17 Ocak günü ezeli rekabetin başlangıcının 100. yılı. Bu nedenle Türk futbolun...
- Ufuk Bozkır - Çenesiz İnsan Hayal Edilebilir Mi?
O haberi okumadan önce çene benim de ikide bir önüme çıkar, aklıma göz kırpar, birkaç fırça darbesi attıktan sonra da ortadan kaybolurdu. Onun üzerine...
- Kurşunkalem - Halil İnalcık'ın Yeni Kitabı Çok Tartışılır, Çok!
Yaşayan en önemli Osmanlı tarihçisi Prof. Dr. Halil İnalcık için 'tarihçilerin şeyhi', 'tarihçilerin piri' ve 'tarihçilerin kutbu' gibi birçok sıfat k...
- Selim İleri - Cibali'de, Bir Sabah Çok Erken...
Geçen cumartesi hava çok soğuktu. Biraz hastaydım; perşembe gecesi durup dururken bademciklerim şişti. Hafif ateş, kuru öksürük; haplar, pastiller, bu...
- Ali Çolak - Hangi İtibar?
Şimdi günah çıkarır gibi şairlerin, sanatçıların itibarını iade etmeyi tartışıyoruz. Belki de gülüyoruz bir zamanlar yapılan o anlamsız, utanç verici ...
- Ali Bulaç - İsrail, Dinî Mi?
İsrail'in Gazze'ye düzenlediği saldırı Türk medyasında tartışılırken, bazı yazarlar "Filistin sorununu, İsrail'in politikalarını din üzerinden" ele al...
- Şahin Alpay - Acaba 'Virüs' Baykal'a Da Mı Bulaştı?
Hatırlatmak gerekirse: Türkiye, dünyanın görece eski demokrasilerinden biri. 1950'den bu yana çoğu iktidarın barışçı şekilde el değiştirmesiyle sonuçl...
- M. Nedim Hazar - Korku Ortamı!
Şimdi moda 'korku toplumu, korku ortamı, korku tüneli' gibi klişeler. Ekranda şöyle diyor bir sol parti milletvekili ve tekaüt meslektaş bir şahıs: "N...
- Hekimoğlu İsmail - Taklidî Müslümanlık İnsanı Kurtarır Mı?
İslam ülkelerinden birinde dünyaya gelen bir çocuk, haliyle Müslüman'ım diyecek. Anne-baba dinsiz yetiştirmediyse eğer, minareden ezanı duyacak, sokak...
- Ahmet Kurucan - İnsanla Başlayan Problem İnsanla Çözülür
İlk günden beri insanlığın tarihine şiddet perspektifinden baktığımızda karşımıza çıkan manzara acı ama şudur; kan seylaplar halinde sürekli akmış ve ...
|
Adana
1950'den sonra yoğun bir gelişme gösteren kentin yerleşim tarihi Tepebağ Höyüğü'ndeki surlarla çevrili yerleşim ile Neolitik Çağ'a inmektedir. Kent prehistorik devirlerden itibaren Anadolu'yu Gülek Boğazı ile Tarsus'a bağlayan yol üzerinde olduğundan önemlidir. Hitit İmparatorluğu yıkıldıktan sonra kurulan Geç Hitit Krallığı sınırları içinde kalan bölge daha sonra sırasıyla Assur, Pers ve Büyük İskender'in egemenliğine girmiştir. İskender'in ölümünden sonra önce Seleukoslar, M.Ö. 66'da da Romalı Konsül Pompeius tarafından ele geçirilmiştir. Roma ve Bizans devirlerinde önem kazanan kent, 704'te Araplarca ele geçirildiyse de 9. yüzyılda tekrar Bizans egemenliğini tanımıştır. 11. yüzyıl sonunda Selçukluların, 14. yüzyıl ortalarında da Memlukluların egemenliği görülmektedir. Yavuz Sultan Selim'in Mısır Seferi sırasında Osmanlı topraklarına dahil olmuştur. 1833'te Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa'nın işgaline uğrayan kent, 1840'ta Londra Antlaşması ile yeniden Osmanlı yönetimine girmiştir. 1867'de kurulan Adana vilayetinin merkezi olan Adana, I. Dünya Savaşı'nın ardından Fransızlar tarafından işgal edilmiştir. Fransızlar 5 Ocak 1922'de Adana İtilafnamesi hükümleri uyarınca kenti boşaltmışlardır. | Mersin Bu bölgenin en eski yazılı tarihi, Luvi, Kizzuwatna, Hitit, Asur ve Babil krallıklarının tarihleri ile içiçedir. Daha sonraları da sırasıyla, Hitit,Urartular, Asurlular, Babiller, Lidyalılar, Persler, Seleukoslar ve Romalılar hüküm sürmüştür.
7. yüzyıldan Osmanlıların fethine kadar bu bölge, Arapların, Abbasilerin, Mısırlı Tulunoğullarının, Selçukluların, Moğolların, Haçlıların, Memlukların, Ramzanoğulları ve Karamanoğullarının eline geçmiş, 16. yüzyıldan itibaren buralar Osmanlı topraklarına katılmıştır. |
|