İran'dan Ergenekon'a Müdahil Olma İsteği
1995 yılında İstanbul'da öldürülen İran uyruklu Asghar Sematgou'nun oğlu Ferşad Sematgou, Van Baro Başkanlığı avukatlarından Zeki Yüksel ve Dinçel Aslan aracılığıyla Ergenekon davasına müdahil olmak için dilekçe verdi. ERGENEKON DAVASINA MÜDAHİL OLMAK İÇİN DİLEKÇE...
YeniSafak - 18.11.2008 16:23
Haberin Devamı >>
|
Son Dakika Haberler
- Kamu Bir Haftada 81.6 Milyon Dolar Dış Borç Ödedi
Kamu kesimi, bu yılın ilk haftasında 81.6 milyon dolarlık dış borç ödemesi gerçekleştirdi. Kamunun 2008'deki dış borç ödemesi 15 milyar 727.4 milyon d...
- Yolsuzlukla Mücadeleye Ab Ayarı
Türk Ceza Kanunu'nu (TCK) AB'ye uyum çerçevesinde bazı maddeleri yeniden düzenleniyor. Hükümet'in hazırladığı "Türk Ceza Kanunu'nun" bazı maddelerinde...
- Polis Aracında 21 Kilo Esrar Bulundu
Aracında 21 kilo esrar ele geçirilen Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'nde görevli polis H.İ., tutuklanarak cezaevine konuldu.
- Üniversiteli Gençlerden Filistin Manifestosu
İsrailin Filistine yönelik saldırıları geniş bir alana yayılırken Türkiyeden yüksek sesli tepkiler gelemeye devam ediyor.
- Ev Kiralamanın Püf Noktaları
Kiracıların gayrimenkul kiralarken dikkat etmesi gereken noktaları araştırdık. İşte kiracılar için önemli birkaç tavsiye…
- Cemil Çiçek Yargıtay'ı Uyardı!
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek Ergenekon Operasyonu'yla ilgili olarak yaptığı açıklamada Yargıtay'ı uyardı ve CHP'ye sert çıktı.
- Foto Muhabiri Hayatını Kaybetti
Foto muhabiri Selahattin İnanç hayatını kaybetti. Türkiye Foto Muhabirleri Derneği İnanç'ın vefatını şu cümlelerle duyurdu:
- Mossad'ın Sitesi Hacklendi
İranlı bir grup öğrencinin, Gazze Şeridi'ndeki İsrail saldırılarını protesto için bu ülkeye ait 50 internet sitesine erişimi engellediği belirtildi.
- Erdoğan, Özcan İle Görüşüyor
YÖK Başkanı Prof. Dr. Özcan, Başbakan Erdoğan ile görüşmek üzere Başbakanlık Resmi Konutu'na geldi. Özcan, Erdoğan ile görüşüyor.
- 6 Yıl Sonra Buluştular
Özcan Deniz ve Nurgül Yeşilçay ikilisi altı yıl sonra yeniden bir arada!
|
İstanbul
İstanbul, Osmanlı'nın 3. Başkenti...
Türkiye'nin Şaheserlerinden Biri Olarak İstanbul
Her ne kadar tarihi şehirde daha erken buluntulara rastlanmamış ise de; kentin Haliç bölgesinde ve Asya kısmında yapılan kazılarda ele geçen buluntular bölgedeki ilk yerleşimin MÖ 3 Bin yıllarına dayandığını göstermektedir. Byzantion olarak anılan kentin Akropolü bugünkü Topkapı Sarayının bulunduğu alanda yer almaktaydı. Haliç, günümüzde de kullanılmakta olan sakin bir limana sahiptir. Buradan başlayan kuvvetli bir sur şehri çevreleyerek Marmara Denizi'ne ulaşırdı. Byzantion, bir liman ve ticaret şehri olarak Roma Imparatorluğu döneminde de yaşamını sürdürürken, M.S. 191 yılında başlayan ve iki yılı aşan bir kuşatmadan sonra Roma Imparatoru Septimus Severius tarafından fethedilerek yerle bir edilmiştir. Aynı Imparator tarafından sonradan baştan inşa edilen şehir genişletilmiş ve yeniden donatılmıştır.
M.S. 4. yüzyılda Roma İmpatorluğu çok genişlemiş, İstanbul stratejik konumundan dolayı İmparator Büyük Konstantin tarafından Romanın yerine yeni başkent olarak seçilmiştir. Kent 6 yılı aşkın bir sürede yeniden düzenlenmiş, surlar genişletilmiş, bir çok tapınak, resmi binalar, saraylar, hamamlar ve hipodrom inşa edilmiştir. 330 yılında yapılan büyük merasimlerle kentin Roma Imparatorluğunun başkenti olduğu resmen açıklanmıştır. Yakın çağın başladığı dönemde Ikinci Roma ve Yeni Roma adları ile anılan kent, daha sonra "Byzantion" ve geç devirlerde Konstantinopolis olarak adlandırılmıştır. Halk arasında ise kentin adı tarih boyunca "Polis" olarak anıla gelmiştir.
Büyük Konstantin'den sonraki imparatorların şehri güzelleştirme çabalarının devam ettiği görülür. Kentteki ilk kiliseler de Konstantin'den sonra inşa edilmiştir. Batı Roma Imparatorluğunun 5. yüzyılda çökmesi nedeniyle İstanbul uzun seneler Doğu Roma İmparatorluğunun (Bizans) başkenti olmuştur. Bizans döneminde yeniden inşa edilen kent surlarla tekrar genişletilmiştir. Günümüzdeki 6492 m. uzunluğundaki ihtişamlı şehir surları İmparator Il. Theodosius tarafından yaptırılmıştır. 6. yüzyılda nüfusu yarım milyonu aşan kentte, İmparator Justinyen idaresinde bir altın çağ daha yaşanmıştır. Günümüze gelen meşhur Ayasofya, bu İmparatorun eseridir. Bizans İmparatorluğu ve başkent İstanbul'un sonraki tarihi, saray ve kilise entrikaları, İran ve Arap saldırıları ve sık değişen imparator sülalelerinin kanlı kavgaları ile doludur.
726-842 yılları arasında kara bir devir olan Latin egemenliği, 4. Haçlı seferinin 1204 yılında şehri istilası ile başlamış, tüm kilise ve manastırlar ile abidelere kadar şehir yıllar boyu talan edilmiştir. 1261'de idaresi tekrar Bizanslıların eline geçen kent eski zenginliğine tekrar kavuşamamıştir. Kent, 53 günlük bir kuşatma sonrası 1453'te Türklerin eline geçmiştir.
Fatih Sultan Mehmet'in savaş tarihinde ilk defa kullanılan iri boyutlardaki topları Istanbul surlarının aşılmasının bir sebebidir. Osmanlı Imparatorluğunun başkenti buraya taşınmış, ülkenin çeşitli yerlerinden getirilen göçmenlerle şehir nüfusu arttırılmış, boş ve harap olan şehrin imar çalışmalarına başlanmıştır. Şehrin eski halkına din hürriyeti ve sosyal haklar tanıyarak, yaşamlarını sürdürmeleri sağlanmıştır. Fatihin tanıdığı haklardan dolayı Hıristiyan Ortodoks Kilisesinin başı olan Patrikhane günümüze kadar yerinde kalmıştır. Fetihten yüzyıl sonra da Türk Sanatı şehre damgasını vurmuş, kubbeler ve minareler şehir siluetine hakim olmuştur.16. yüzyıldan itibaren de Osmanlı Sultanlarının Halife olmalarından ötürü Istanbul tüm Islam dünyasının da merkezi olmuştur.
Sultanların idaresinde şehir tamamen imar edilmiş, büyüleyici bir atmosfere bürünmüştür. Bu devirdeki İstanbul tarihinin renkli sayfalarında, geniş bölgeleri tahrip eden, sık sık çıkan yangınlar vardır. Eski akropolde kurulu Sultan Sarayı Boğaziçi'nin ve Haliç'in eşsiz manzarasına hakimdir. 19. yüzyıldan itibaren Batı dünyası ile sıklaşan temaslar sonrası, camiler ve saraylar, Avrupa mimarisi tarzında, Boğaziçi kıyılarına inşa edilmeye başlanmıştır. Kısa sürede inşa edilen bir çok saray çöküş devrinin de sembolleridir. Istanbul, bir diğer dünya imparatorluğunun sona ermesine I. Dünya Savaşının bitişine şahit olmuştur.
Imparatorluk bölünmüş, iç ve diş düşmanlar kendi payları için mücadele ederken, Türk ordusunun asil bir komutanı da Türk ulusu için mücadeleye girişmiştir. Mustafa Kemal ismindeki bu milli kahraman, 4 yılı aşan Kurtuluş Savaşından sonra Türkiye Cumhuriyetini 1923 yılında kurmuştur. Başkentin Ankara'ya taşınması Istanbul'un önemini değiştirmemiştir. Bu eşsiz şehir büyüleyici görünümü ile yaşamını devam ettirmektedir. |
|